Doğu Karadeniz`de ramazanla birlikte sofralardaki yemek çeşitliliği artıyor. Gümüşhane ve Artvin`de erişte ve silor, Giresun, Rize ve Trabzon`da ise yufka açılıyor.
Ramazana 10-15 gün kala ev hanımları kapılarının önlerinde imece usulüyle silor ve erişte yapıyor. Her gün bir komşularının silor ve erişte ihtiyacını karşılayan kadınlar, önce un, tuz ve suyla hamur yapıyorlar. Hazırlanan hamuru, yumruk büyüklüğünde bölerek 30 dakika dinlendiren kadınlar, oklavayla hamuru inceltip yufka haline getiriyor.
Yufkalar tek tek rulo yapılıyor. Bu yufkalar eğer silor yapılacaksa bir lokma büyüklüğünde, erişte yapılacaksa da daha ince kesiliyor.
Kesme işleminin ardından silorlar tepsiye düzgün bir şekilde diziliyor. Erişte de yine tepsiye konularak fırında pişiriliyor. Bir süre sonra silorların üzerine bir miktar yoğurt ve tereyağı ilave edilerek tekrar fırına veriliyor. Beş dakika fırında bekletildikten sonra sıcak servis yapılıyor.
Giresun`da yufkanın yanı sıra yine imece usulüyle makarna, güllaç ve tel kadayıf hazırlanıyor. Başta kızılcık olmak üzere mevsimlik meyvelere göre reçel ve pekmez yapılıyor. Kızılcık reçeli, ramazanda su katılarak çırpılır ve yöre insanının tabiri ile `nerdek` yapılarak içilir.
Bayburt`ta ise ramazana özgü olarak su böreği, süt tatlısı ve Bayburt tava yapılıyor.
Rize Belediyesi Etnoğrafya Müzesi ve Yöresel Yemekler Lokantası Müdürü Muhammet Demir, son yıllarda ramazanda sofralardaki yemek çeşitlerinin arttığını, özellikle muhlama, kara lahana sarması, turşu tava ve harman çorbasının sofradaki yerini aldığını belirtti.
Ramazan sofralarının vazgeçilmezi harman çorbasının nane, kırmızı biber, çeşitli baharaklar, mısır, barbunya, sivri biber ve tereyağından yapıldığını söyledi.
Demir, lahana ve mısır yemeklerinin her zaman sofraların baş tacı olduğunu söyledi.
|