Yemek Kategorileri
- Çorbalar
- Anayemekler
- Sebze Yemekleri
- Pilavlar/Makarnalar
- Zeytinyaðlýlar
- Balýk yemekleri
- Salatalar
- Mezeler
- Garnitürler
- Soslar
- Kahvaltýlýklar
- Hamur Ýþleri
- Kekler
- Kurabiyeler
- Tatlýlar
- Pastalar ve Tartlar
- Komposto ve reçeller
- Kebaplar
- Kokteyl tarifleri
- Esra diyet yemekleri
- Tiritler
- Yumurtalar
- Köfteler
- Tavuklar
- Sakatatlar
- Etli dolmalar
- Zeytinyaðlý dolmalar
- Börekler
- Kremalar
- Turþu,salça,tuzlama
- Ýspanyol yemekleri
- Marmelatlar
- Diyet yemekleri
- Ýspanyol tatlýlarý
- Akdeniz yöresel yemek
- Ege yöresel yemek
- Doðu yöresel yemek
- Ýç Anadolu yemekleri
- Karadeniz yemekleri
Diðer Kategoriler
- Þifalý Bitkiler
- Püf Noktalarý
- Birazda düþünelim,gülelim
- Temel besin maddeleri
- Mutfakta Olmazsa Olmazlar
- Baharatlar ve Faydalarý
- Kilo almanýn püf noktalarý
- Kilo vermenin püf noktalarý
- Sebzeler ve faydalarý
- Meyveler ve faydalarý
- Diyet Programlarý
- Kalori cetveli
- Vitaminler ve Mineraller
- Yemek Yazýlarý
- Yemek isimleri sözlüðü
- Saglýklý Bilgiler
- Health and Diet
- Lekelere Karþý
- Reklam Vermek Ýçin
- Etler Hakkýnda Genel Bilgi
- Makarna hakkýnda
- Raký ve tarihçesi
- Balýk hakkýnda herþey
- Þarap ve Tarihçesi
- Viski ve Tarihçesi
- Kanyak Ve Tarihçesi
- Soðuk Ýçecekler
- Sýcak Ýçecekler
- Kahve ve Tarihçesi
- Türk Mutfaðýnda Çorbalar
- Sýcak Sebze Yemekleri
- Soðuk Sebze Yemekleri
- Kuru Baklagiller
- Türk Mutfaðýnda Dolmalar
- Komposto ve Hoþaf
- Piþirilerek Yapýlan Hamurlar
- Krema, Sos ve Þuruplar
- Pötifurlar
- Tart - Tartölet ve Paylar
- Bira ve Tarihçesi
- Bebek Saðlýðý ve Bakýmý
- Bilinmeyen Gerçekler
- Sitemizde yazar olabilirsiniz
- Restaurantlar
- Rüya Tabirleri
- Burçlar
-
Video Kategorileri
- Ünlüler
- Spor
- Sinema
- Seyahat - Gezi
- Sanat
- Reklamlar
- Oyun
- Müzik
- Motorlu Araçlar
- Korku - Gerilim
- Komik Videolar
- Kazalar
- Kamera Þakalarý
- Ýnsanlar
- Hayvanlar
- Haberler
- Eðlence
- Çoçuklar
- Bilim - Teknik
- Arabalar
- Animasyon
- Amatör
- Sizin Tarifleriniz
- Tarifinizi Ekleyin
- Hakkýmýzda
- Ana Sayfam Yap
- Sýk Kullanýlanlara Ekle
- Ýletiþim
- RSS
photoshop indir msn þifre kýrýcý indir |
| YemeklerinTarifleri.Com || Yemek Yazýlarý |
| YEMEK KÜLTÜRÜ |
|
Bir kere baþtan söylemeliyim ki; yemek kültürü sadece yapýlan yemeklerden ibaret deðildir. Yemeðin nasýl sunulduðu nasýl anlatýldýðý, etrafýnda nasýl bir yaþam biçimi örüldüðü de konumuza girer. Bu yüzden bugün analiz etmeye çalýþacaðým insanlarýn ve olaylarýn çoðunun Amerika`dan olmasý beni rahatsýz etmiyor. Aslýnda Fransa`yý iyi bilmeden, öðrenmeden yemek hakkýnda fazla laf da etmemek gerek. Bu da bir gerçek. Amerika yemek konusunda her þeyi Fransa`dan öðrenmiþ ve kültürü de oradan ithal etmiþtir. Ancak Amerika öðrendiði her þeye büyük bir boyut katmýþ ve yemek odaklý bir büyük `show business` kurmuþtur adeta. Bu sürecin nasýl iþlemiþ olduðunu öðrenirsek, bugün dünyamýzýn yeni starlarýnýn neden aþçýlar olmaya baþladýðýný, iyi yazarlarýn neden yemek yazanlar arasýndan çýkmaya baþladýðýný, yemek iþinde neden büyük paralar kazanýldýðýný anlamaya baþlarýz.
50 yýl önce ABD`de 20`den az sayýda yemek dergisi vardý. 2002 yýlý verilerine göre bu sayý 145`e ulaþmýþ durumda. Baþta New York Times olmak üzere tüm önemli gazetelerde yemek yazarlarý var. Bunlarýn yazýlarý da üstelik çok popüler.
Peki bu ilgi neden böylesine arttý?.. Bunun tarihini biraz incelemeliyiz.19`uncu yüzyýlýn sonuna doðru Amerika`ya büyük bir nüfus göçü oldu. Amerika`ya gelen insanlar Amerikalý gibi yaþamak ve yemek istiyorlardý. Gazete yönetimleri bu yeni nüfustan okuyucu kazanabileceklerini görmüþlerdi. Aslýnda Amerika`da yemek yazýlarý ilk kez 1840`larda ortaya çýkmýþtý. Yazýlarýn gazetelerde düzenli yayýnlanmasý ise 1880`lerdedir. Bu ilk yazýlarýn çoðu asýl mesleði aþçýlýk ve yemek piþirme öðretmenliði olan insanlar tarafýndan yazýlýyordu. Gazeteciler o dönemde iþe fazla girmemiþlerdi.
Yemek haberleri ve yazýlarý uzun süre ev kadýnlarýna yönelik bir hizmet olarak görüldü. Okuyucularýn kadýnlardan ibaret olduðu varsayýlýyordu.
Sonra iki dünya savaþý yaþandý ve Amerikalýlar Fransayý keþfetti. Askere gidenler arasýnda önemli gazeteciler de vardý ve onlar Fransýz yemekleri yediler, Fransýz servisi ile tanýþtýlar. Fransa`daki þefler ise Amerika`da büyük paralar kazanma imkaný olduðunu öðrendiler. Savaþ sonrasýnda bu þeflerden bazýlarý Amerika`ya göç etti. Gazeteciler ise yeni öðrendikleri yemek kültürünü anlatmaya baþladýlar. Bugün New York ve diðer þehirlerde zengin bir yemek ve restoran kültürünün olmasýnýn tarihsel nedeni budur.
Tabii her tarihsel süreç onu taþýmayý üstlenen aktörlere ihtiyaç duyar. `Sleepless in Seattle` ve `You`ve Got Mail` gibi filmlerin yönetmeni olarak tanýdýðýmýz Nora Ephron, `The Food Establishment` baþlýklý yazý ile yemek dünyasýna yön veren kodamanlarý adlandýrdý. Bunlar Julie Child, Craig Claiborne ve James Beard`di.
Bu üçlü artýk ev kadýnlarýnýn tekelinden çýkmaya ve yeni bir yaþam stilinin ana ögesi olmaya baþlayan yemek kültürünü Amerika`ya öðreten ve yayan üçlü olarak da görülebilir. Fransýz yemeklerinin Amerika`ya gelmesi ve restoranlarda Fransýz usulü servislerin ortaya çýkmasýyla yemek ev ekonomistlerinin tekelinden çýkmýþ ve yüksek kültürün bir parçasý olmuþtu. Julie Child, Fransa`ya ilgiyi güzel þekilde kullanmýþtý. Genç yaþlarda casus olarak eðitim gören Child, daha sonra görevli olarak bulunduðu Fransa`da yemeklerin esrarýný keþfetmiþ ve müthiþ ansiklopedik bilgiye sahip olmuþtu. Sonra televizyonda yemek piþirme þovu yapmaya baþladý ve televizyonda meþhur þeflerden ilki oldu. Þovla baðlantýlý olarak `The Art of French Cooking` adlý meþhur kitabýný yazdý. Bu kitabýna hala daha büyük raðbet vardýr.
James Beard, yemek kodamanlarýnýn en etkilisidir. Denilebilir ki; o yemek dünyasýnýn `Capo du tutti capi`sidir. Yemek piþirmede ustalýðý, büyük bilgisi ve müthiþ sosyal baðlantýlarý nedeniyle yemek dünyasýnda bir þeyler olmak isteyen herkes onun onayýný almak zorundadýr.
Craig Claiborne ise New York Times`da düzenli restoran eleþtirisini baþlatan gazeteci olarak tarihe geçmiþtir. Aslýnda New York Times`da yemek yazarý kavramý ilk kez 1950 yýlýnda kullanýldý ancak Claiborne`ýn hala daha kullanýlmakta olan dört yýldýzlý restoran deðerlendirme sistemini gazetede ilk kez kullanmasý 1963 yýlýndadýr.
Child ile Claiborne medyadaki iþlerini yaparken, James Beard ile de baðlantýlarýný hiç kaybetmemiþler. Beard de yemeðe ilgi duyan bir sýnýfý adeta kendi baþýna yaratmýþtýr. Dörtlü yýldýz deðerlendirme sistemi, Julia Child`ýn þovlarý ve yemek kitaplarý ile yemek hem popülerleþmiþ hem de þov dünyasýnýn bir parçasý haline gelmiþtir. Artýk þefler rock yýldýzlarý gibi muamele görüyorlardý. Claiborne yemek yazýlarýna gazeteci etiðini de yerleþtirirken iþinin bir parçasýnýn þov dünyasý ile de baðlantýlý olduðunu biliyordu. Bu nedenle Claiborne New York Times`da bir keresinde 4 bin dolar hesap ödediði bir yemeði yazmýþtý. (Ve evet; gazete bunu da ödedi. Gazetenin, baþ yemek yazarýnýn getirdiði restoran faturalarýna yýlda 150 bin dolara yakýn ödediði de biliniyor) Craig`in yazýsý sadece faturasýnýn yüksekliðiyle deðil yemekte 31 farklý yemeðin ve 16 ayrý çeþit þarabýn olmasýyla da ünlenmiþtir.
Þov dünyasý ile baðlantý kurulur da hiç seks ihmal edilir mi? Edilmedi de... Daha önce bekar kýz ve þehir yani þimdiki `Sex and The City` türünde yazýlar yazan Gael Greene adlý genç bayan, 1960`larýn ortasýnda New Yorker dergisine yemek yazarý olarak girdi. Birkaç yazýdan sonra seksin yemekle baðlantýsýný kuran yazýlar yazmaya baþladý ve köþesinin adýný da `Tatmin edilemeyen eleþtirmen` `The Insatiable Gourmet` koydu. Ayný zamanda James Beard ile arkadaþ olan Gael Green`in köþesi bir anda çok meþhur oldu. Gael 2002 yýlýnda Türkiye`ye geldi. O zamanlar ben yemek yazýlarý yazdýðým için benimle tanýþmak istediðini söylemiþti. Borsa`da bir yemek ayarladým ve gece yemekte buluþtuk. Daha sonra New York`a gidince her zamanki antisosyalliðimle onu aramadým bile. Halbuki Gael beni bir türlü kimsenin giremediði Rao`s`a sokacaktý. (Bu restoranýn hikayesini baþka bir gün yazacaðým) Ve de yine arkadaþý olan Eli Zabar`ýn doðu yakasýndaki dükkaný Vinegar Factory`de yemek yedirecekti ve de en önemlisi beni James Beard ile tanýþtýracaktý. Beard bundan bir yýl sonra öldü. Ve ben çok önem verdiðim bir insanla tanýþmak fýrsatýný kaçýrdým.
Amerika`nýn doðu yakasýnda yemek kültüründe Fransýz etkisi bütün hýzýyla sürerken, batý yakasýnda ise 1960`larýn Berkeley`inde hakim olan alternatif kültür ve hippilik, radikal tavrýný yemekte de gösterdi ve organik yemek akýmý burada baþladý. Ancak bu akým ayný zamanda ne kadar saf bir Amerikan yemeði oluþturmak amacýnda olursa olsun Fransýz etkisinden kurtulabilmek mümkün deðildi. Hareketin lideri konumundaki Alice Waters, yemek konusunda ne biliyorsa Fransa`da öðrenmiþti. Hareketin merkezi haline getirdiði restoranýn adý bile `Chez Panisse`ydi. James Beard daha sonraki yýllarda ders vermek için New York`tan Los Angeles`e gelmeye baþladý. Chez Panisse`de meþhur olan þefleri alýp New York`a götürdü. Alice Waters Amerikan starý oldu. Sonunda doðu ile batý buluþtu ve Fransýz-Amerikan sentezini oluþturan yemek kültürü yaratýldý. Ve gerçekten þov baþladý. Þovu görmek için New York`a bir yemek turu düzenlemeniz yetebilir.
|
|